Home ASTROLOJİ Psikolojik Astroloji’nin Doğuşu

Psikolojik Astroloji’nin Doğuşu

by Zeynel Eroglu
0 comment
Psikolojik Astroloji’nin Doğuşu 

 

Sayfada Neler Var?

Glenn Perry, Ph.D

 

Astrolojinin son 30 yılda ne kadar yol katettiğini değerlendirmek zor. 1960’larda hümanistik psikolojinin baş göstermesine değin, astrologlar doğum haritalarını gelişim ve dönüşüm açısından ciddi olarak ele almıyorlardı. Astrolojiye henüz başlayanlar astrolojinin hep gelişimle ilgilendiğini düşünebilirler. Ama aslında öyle değildir. Jung’un (1962) bir zamanlar, “Astroloji, geçmiş uygarlıkların psikolojik bilgisinin toplamını temsil eder” (s.142) sözüne rağmen, gerçek şu ki 1960’lardan önceki astrolojinin bizim bugünkü anlamda “psikolojik” olarak düşündüğümüz şeyle çok az ilgisi vardır.

devam

Eski uygarlıklar, önceleri gezegenleri, bir kralın tebasına hükmetmesine benzer şekilde, Doğadaki süreçlere hakim olan tanrılar olarak algılarlardı. Yer ve gök olayları arasındaki ilişki doğrusal, ikili ve hiyerarşikti: üstün bir güç aşağıdakine egemendi. Oysa daha sonraki ve daha derin olan astrolojik felsefede makrokozmos ve mikrokozmosun birbirlerine nüfuz ettikleri, böylece ilişkilerinin doğrusal veya ikili olmadığı fark edilmiştir. Bu görüş Helenistik kültürün 3.yy’da yıkılmasıyla zayıflamıştır.

Ortaçağ boyunca daha basit bir model yaygınlaşmış ve 20. yüzyılın ikinci yarısına dek şu veya bu biçimde sürmüştür. İnsanoğlu yatıştırılabilen, ama inkar edilemeyen kozmik güçlerin mahvolmaya mahkum alıcısı olarak algılanmıştır.

devam

Oldukça iç karartıcı olan bu determinizm, doğum haritasında malefik (kötücül), kötü açı, kuvvetten düşürme, düşük, zararlı, yaşamı yok eden, zodyakın cehennemi vb. kaygı verici, değer yüklü bir terminoloji ile pekiştirilmiştir. Kuşkusuz benefikler ve yücelmeler gibi astrolojinin “iyi” bölümleri de vardır, ama bunlar sadece sistemin determinizminin altını çizmeye hizmet etmişlerdir. Gezegenler kişiyi doğumda etkileyen gizemli ışın ve elektromanyetik kuvvetlerin vericileri olarak düşünülmüştür. Anlaşılabilir biçimde, bu yaklaşım, kişilerin dikkatini, tanrıların onlar için hangi iyiliği veya kötülüğü hazırladığını görmek üzere, dışarıya yöneltmiştir. Geleneksel astrolojinin katı determinizmi bilinçte değişim ve gelişim olasılığına izin vermemiştir. Bunun yerine, insanlar yıldızlara daha çok kötü bir kaderi önlemek veya kişisel avantaj elde edebilmek için olayları manipule etmek amacıyla başvurmuşlardır.

 

Geleneksel, olay-odaklı astrolojinin anlattığı şey şudur: kişi çok az kontrol edebildiği veya hiç kontrol edemediği, kayıtsız bir evrenin potansiyel bir kurbanıdır. Buna uygun olarak, astrologlar insanlara sadece istedikleri şeyleri vermeye hevesli olmuşlardır –geleceği söylemek, tavsiyede bulunmak ve günümüzde bizim kompleks, psikolojik problemler olduklarının farkına vardığımız konulara basit çözümler önermek. En iyi koşulda, geleneksel astrologlar karakteri tarif etmek ve olayları öngörmek isteyen iyi niyetli insanlardı ve bir zarar vermiyorlardı. En kötü koşulda, hizmetlerini satın alan insanların güvensizliklerini ve kaygılarını suistimal eden, korku satan parazitlerdir ve büyük zarar veriyorlardı.

devam

Hastalıklar, kazalar, boşanmalar, deniz kazaları, depremler, skandallar, miraslar, evlilikler, iş terfileri ve benzeri dünyevi tahminlerin büyük kısmı, beyanları sorulan olay üzerinde bir çeşit kontrol imkanı sunuyormuş gibi görünen astroloğa bağımlılık yaratmak dışında, tamamen işe yaramazdı. Ancak hiçbir astrolog kesin olarak hangi olayların olacağını, tam olarak hangi koşullar altında olacağını veya bunların insanı nasıl etkileyeceğini söyleyemezdi. Bu tür tahminlerde özellikle eksik olan, bu olayların ivedi etkilerinin ardındaki anlam ve amaçtı. Bu olayların bunları deneyimleyen kişinin bilinçliliği ile ne gibi bir ilişkisi vardı? Farkındalığın büyümesi ve kişinin kendisi hakkında bilgilenmesi için ne gibi fırsatlar sunuyordu?

devam

Keza, geleneksel astroloğun karakter tarifi de yüzeysel kişilik tanımlamaları, ahlaki yargılar  ve üstünkörü tavsiyelerle sınırlandırılmıştı. En iyi koşulda, astrolog kişinin zaten sezgisel olarak bildiğini doğruluyordu. En kötü koşulda ise, astrolog sığ, duyarsız, yargılayıcı, aşırı olumsuz ya da açıkça yanlış yorumlarla kişinin kafasını karıştırıp, onu altüst ediyordu. Doğum haritasının, yüzeydeki davranışların altında yatan temel dürtülerin ve bilinçdışı inanışların ipuçlarını vermek, daha derin boyutlarına hitap etmek için bir çaba yoktu. Karakter ya sabit ve değiştirilemez, ya da kozmik bilgilere sahip astroloğun tavsiyeleriyle kolayca değiştirilebilir olarak görülmekteydi. Bu tür varsayımlar modern, derinlik psikolojisi perspektifinden oldukça saf görülmektedir. Bugün biliyoruz ki bir kişinin doğuştan gelen karakterini değiştirmek oldukça zordur ve bu ancak cesaret, kararlılık ve sıkı bir çalışmayla başarılabilir.

Psikolojik Astroloji’nin Doğuşu

Astroanaliz İletişim Zeynel Eroğlu
İyilik daima sizinle olsun…

 

İlgili Yazılar

Leave a Comment