Home Genel Transitlere ve Progresyonlara Psikolojik Tanımlama

Transitlere ve Progresyonlara Psikolojik Tanımlama

by Zeynel Eroglu
0 comment

Transitlere ve Progresyonlara Psikolojik Tanımlama

Sayfada Neler Var?

Transitlere ve Progresyonlara Psikolojik Tanımlama

 

Öngörünün Doğası

Psikolojik açıdan transitleri ve progresyonları nasıl yorumlarız? Başlamadan önce, araştırmamızın temelini psikoloji oluştursa da, hiçbir zaman astrolojideki öngörü çalışmalarının değerini ve uzun geçmişini inkar etmediğimi belirtmek isterim. Ancak ikisi birbirinden tamamen bağımsız değildir. ‘Psikolojik’ sadece ‘içsel’ demek değildir. Çoğumuz, adeta içsel dünya ile alakası olmayan pek çok kesin tahmin duymuşuzdur veya bazı durumlarda bazı olayları tahmin etmenin imkansızlığını görmüşüzdür.

devam

Seneler önce, Wrekin Trust firması için bir seminer vermiştim. Daha sonra bu seminer bir kitaba dönüştürüldü, The Outer Planets and Their Cycles (Dış gezegenler ve Döngüleri). O esnada, Sovyetler Birliği’nin doğum haritasını incelerken, geleceği için bir tahmin yaptım. O zamanlar, dünyasal astrolojinin detayları hakkında çok fazla bilgim olmadığı için bu tahmin öylesine bir şeydi. Benim saf tahminim, Pluto’nun Sovyetler Birliği’nin natal Güneş’ine yedi yıl sonra kavuşum yapacağı bilgisine dayanıyordu. Akrep’te yer alan bu natal Güneş’e ne zaman kuvvetli bir transit gelse, Sovyetlerin lider değiştirdiğini gözlemlemiştim. Dünyasal astrolojiye göre bu çok basit ve bariz bir çıkarımdı, çünkü bir devletin Güneş’i, diğer konuların yanında, liderini de temsil eder.

devam

Her zamanki gibi tipik bir kargaşadan ziyade, bir çöküş olacağını ise Pluto’nun etkisinin tüm diğer dış gezegenlerden fazla olduğunu düşünerek bekliyordum. Pluto her şeyi siler ve hiçbir şey orijinal halinde ve yapısında kalmaz. Başka transitler de vardı, örneğin, Uranüs-Neptün-Satürn kavuşumu Oğlak’ın birinci dekanında gerçekleşiyor ve Sovyetler Birliği’nin 4. evindeki Venüs’e yaklaşıyordu. Bu durum da çöküşün adeta bir evlilik ayrılması gibi olabileceğini gösteriyordu. Dıştan ziyade, içten gelen bir ayrılma söz konusuydu ve tüm uydu ülkeler boşanma talebinde bulunacaklardı. O zamanlar bu yorumu yapmıştım ve 1982’de gelecek olaylarla ilgili en ufak bir işaret yoktu. Yeni bir lider kesinlikle bekleniyordu, ancak komple bir çöküş düşünülemezdi bile. O yüzden sonraki senelerde bu tahminimi düşünmedim, ta ki herşey tahminim doğrultusunda gerçekleşene kadar…. Dünyevi veya kişisel, astrologların doğru tahmin edebilecekleri pekçok olay vardır…

devam

Ancak, astrolojinin sadece tahmin yönüne bakmak, bir doktorun, kişinin bütününe ve onun bedeni ile ruhunun ilişkisine bakmadan sadece bedensel semptomlarına bakmasına benzer. Yıllar boyunca, transitler ve progresyonlar kanalıyla kabul ettiğimiz kaderimizin, aslında kader olmadığına inandım – bilinçaltımızın çalışmasının işbaşında olduğunu farkettim. Bireyler ve toplum olarak farkında olmadan katkıda bulunuyoruz, yaratıyoruz veya içsel temalarımızı tetikleyen olaylara doğru çekiliyoruz – bunlar ya geçmişte gözardı ettiğimiz konular veya sadece doğru zamanı gelmiş, olgunlaşmış temalar oluyor.

devam

Tüm yaşamsal olayların kişinin kendi yarattığı olaylar olduğuna inanmak çok aptalca olur, çünkü pek çoğu öyle değildir. Hiçkimse, altı milyon Yahudi’nin özel bir transiti ve progresyonu olduğu söyleyerek toplama kamplarına gittiğini söyleyemez. Böyle bir fikri iddia etmek, kitlesel düzeyde bir vahşet olayı yaşandığında bilinçsiz danışıklı döğüşümüzü gözardı etmenin yanısıra, deliliktir. Kolektif hareketlerin yanı sıra, bireysel seçimleri, dinamikleri ve iradeyi bastırabilen, deprem ve su baskınları gibi ‘doğal’ felaketler vardır. Benim yorumlayamayacak bir durumda olduğum daha başka ve derin spiritüel faktörler de olabilir.

devam

Astroloji dünyasında pek çok insan karmaya inanır. Ben inanmıyor değilim. Ama vaktiyle birisinin dediği gibi ‘ding-dong teorisinden’ (geçmiş hayatta iyi veya kötü oluşuna göre bu hayatta cezalandırılma veya ödüllendirilme) çok daha komplike olduğunu hissediyorum. Maneviyat çok öznel ve göreceli bir kavram olduğu için tin alemine bu denli basit yaklaşımlara çok değer vermiyorum. Ancak bir enkarnasyonun ötesinde devam eden bir şey olabilir, her yaşadığımız hayatta “maddeye” dönüşür ve deneyimlerimizi mıknatıs gibi çekebiliriz. Bu, sadece bir yaşama sığmayan çabaları ve bilinci aşan bir faktör olabilir. Bir de kontrolümüzün dışında olan aile mirasının da etkisi olabilir. Her ne kadar adaletsiz görünürse görünsün, nesiller boyu kristalleşen aile çatışmalarının mirasçısıyız ve bunlar genellikle kader gibi karşımıza çıkarlar. Eğer bu çatışmaların büyük kısmı çözülmemiş ise, bazı olayları farklı seçme veya onlardan sakınma esnekliğine sahip olamayız. Ve ağır bir psikolojik yük mirasına sahip olmayan bir bireyin kesinlikle daha özgürce seçim yapma imkanı olabilir.

Transitlere ve Progresyonlara Psikolojik Tanımlama

Astroanaliz İletişim Zeynel Eroğlu
İyilik daima sizinle olsun…

 

İlgili Yazılar

Leave a Comment